2. Dünya Savaşının ve Pandeminin Kıyafetlere Etkileri

0
shares
Share on Facebook
Share on Twitter
Share on LinkedIn
Pin to Pinterest
+
What's This?

Bir seneyi geçkin bir süredir tüm dünya pandemiyle savaşıyoruz ve aşıların bulunup geliştirilmesiyle, aşılama programlarıyla artık pandemiden çıkış sinyallerimizi veriyoruz. Yani en kısa zamanda öyle olmasını umuyorum. Bu konu hakkında düşünürken pandeminin moda dünyasına etkisini, bizim üzerimizdeki etkisini düşündüm. Ve bu düşünce beni tarihi incelemeye yöneltti. Acaba savaş zamanlarında moda nasıl ayakta kalmıştı, neler değişmişti?

Moda tarihini seven birisi olarak hemen 1940 lara gittim. İkinci dünya savaşı..

Savaştan önce modanın öncü ülkesi Fransa birçok değerli modacıyı topraklarında ağırlıyor, dünyada modaya yön veriyordu. Savaş zamanının ilk dönemlerinde Fransa bu durumu modaya yansıtmış kıyafetler daha maskülen bir hal almıştı. Geniş omuzlu takımları buna örnek verebiliriz. Hatta savaşın etkisiyle kıyafetlerin isimleri bile değişmeye başlamıştı. Koruyucu pijamalar, siren takımları hatta gaz maskesine dönüşen el çantası! (Bu noktada korucuyu maskelerden çanta yapma fikri geldi aklıma.. Olmaz! Çık kafamdan).

Fakat Alman işgal kuvvetleri Parise girince işte o noktada moda dünyası Amerika Birleşik Devletlerinin eline geçmeye başladı. Fransada bulunan birçok modacı ya mağazalarını kapatmak zorunda kaldı ya da ülke değiştirmek. Henüz savaşa dahil olmayan Amerika Birleşik Devletlerin de ise Hollywood unda katkısıyla moda endüstrisi gelişti. Fakat savaş zamanı kaynak kısıtlılığından dolayı kadınların gardropları daha minimal bir hal aldı. Kıyafet almak için kadınlara sınırlı sayıda kuponlar verildi. Ve bu kuponların sayısı zaman geçtikçe azaltıldı. Ve böylece kıyafetlerin tamir edildiği, büyükannelerden kalan kıyafetlerin bile değerlendirildiği bir döneme geçildi. Savaşın ilerleyen zamanlarında ise ABD Savaş Üretim Kurulunun aldığı kararla kumaşlara, kıyafetlere kısıtlamalar getirdi. Etek boyları, ceket uzunlukları kısıtlandı. Kapüşonlar, manşetler ise kumaş israfı olmaması için tamamen yasaklandı. Hatta kumaşı daha verimli kullanmak adına mayoların orta kısımları çıkarıldı ve 1930 larda modaya dahil olan bikiniler 1940 larda norm haline geldi.

1940 lara baktığımız zaman savaşın izlerini kadınların maskülenleşen kıyafetlerinde rahatça gözlemleyebiliyoruz. Kıyafetlerde erkeksi hatlar, geniş omuzlar, popülerleşen pantolon kullanımı, kemerli trençkotlar..

Her dönemde yaşanan olaylar aslında moda dünyası için oldukça büyük bir yere sahip. Fakat gördüğünüz gibi moda da insanların hayatında çok önemli bir noktada. Tüm olumsuz deneyimlere rağmen kıyafetleri onarmak, yeniden dikmek, kıyafetlere o anki ruh halini yansıtmak ve sonra o kıyafetleri giyince kendini güçlü hissetmek..

Bu pandemi süresince bizimde yaptığımız buydu belki de. Geçtiğimiz bir senede zor zamanlar yaşadık. Evlerden çıkmadan, sosyalleşmeden, normallerimizin dışında yaşadık. Psikolojik olarak büyük bir savaş verdik ve istatistiklere bakarsak eğer sürekli kıyafet alışverişi yaptık. Aldığımız kıyafetleri giyeceğimiz en yakın günleri hayal ederek yaptık bu alışverişleri. Hatta renklere ihtiyacımız vardı gücümüzü artırmak için, o buhrandan kurtulmak için. Toprak tonları, minimalizm derken birden kendimizi pembelerin, yeşillerin arasında bulduk. Evlerde eşofmanlara, pijamalara alıştık ve sokak modasında pijama takımlarını daha çok görmeye başladık. Oversize hayatımızdaydı fakat konfora alıştık ve oversize parçalar vazgeçilmezimiz haline geldi. Yani pandemi kıyafetlere bakış açımızı, tarzımızı değiştirdi hatta renkleri karıştırarak kullanmaya çekinenleri bile renk delisi yaptı desem yanılmış olur muyum? Sağlıklı, mutlu ve bol renkli nice günlerde başka bir yazıyla tekrar görüşmek üzere..


Sena Kaba

“STİLİN EN GÜZEL KIYAFETİN”


References: glamourdaze.com/history-of-womens-fashion/1940-to-1949

520 Views